Menü Kapat

Ebeveynden araba araklama

ebeveynden araba araklama

Araba genç insanın ihtiyacı, araba ergenin olmazsa olmazı, malum. Fakat olmayınca da olmuyor değil mi. Hele yaş baş yerini almamışken. Ki asıl o zaman lazım bu meret. Akacaksın ortamlarda, tiril tiril gezeceksin; yok azizim. O vakit ebeveynden araklanıyor işte araç… Gerekiyor çünkü.

Ön-Ergen dönemi: Pederden arabayı alma (alamıyorsan araklama)

Peder Bey araba kullanmayı ilk gösterdiğinde 13-14 yaşarındaydım ben. O ne zevkli şeydi arkadaş, hayret vallahi. Ki o zamanlar hidrolik direksiyon falan yok, değirmende buğday öğütür gibi ağır bir iş direksiyonu çevirmek, zar zor yetiyor gücün. Fakat ne keyif yahu… İlk günden aldı aklımı araba. Gece yatıyorum, dönüyorum da dönüyorum, aklımdan çıkmıyor bu araba kullanma işi. Zırt pırt saçma sapan bahanelerle dadanır oldum peder’e;

-Baba anahtarı versene araba güneşte kalmış yana çekeyim
-Baba anahtarı versene eşofmanım bagajda
-Baba anahtarı versene ön camın gölgeliğini açayım

Baba anahtarı versene öyle olmuş, böyle olmuş…  Yaka silkti adam. Fakat daha bir şey görmemişti, pişman edecektim arabayı ilk gösterdiği güne.

Araklamaya başladım arabayı… Sürekli takipteydim anahtarı, 24 saatin her dakikası. Pederin cepte mi, sehpanın üzerinde mi bilirdim. Milletin görüş açısında mı, yokluğu fark edilir bir yerde mi vesaire, adım adım izindeydim anahtarın. Topladığım veriler makul risk seviyesini işaret ettiğinde yapardım hamlemi. Fakat konu anahtarla bitmiyordu malum. Arabanın mevcut yeri çok önemliydi. Turladıktan sonra kimsenin hissetmeyeceği şekilde aynı yere bırakılabilecek mi, arabanın yokluğunda o yer nasıl zapt edilecek gibi önemli parametreler vardı. Komple bir sanattı yani araç araklama; veri analiz, ileri görüş, risk nosyonu ve kusursuz uygulama gerekliydi… Bunlardan biri olmasa olmazdı…

Söylemek gerekir, ön-Ergen döneminde saf sürüş keyfidir ana hedef. Turlar çok uzun tutulmaz, az zaman dilimindeki heyecan ve sürüş keyfi cebe konduğu gibi dönülür eve…Sayı, set, maç…

Ergen Dönemi: Araba senin doğuştan hakkın gibi rahat araklama, sağda solda itlik yapma

Bende Lise 2’lere falan denk gelir bu kısım. Artık daha içli dışlısındır arabayla. Kendini küçük mahalle turlarına kıyasla daha büyük riskler alabilecek potansiyelde hisseder, geçersin dubaları. Tercihen it havuzundan seçtiğin arkadaşlarını arabaya doldurur, sürtersin sağda solda. Okulun önüne falan da çekersin arada ki, bir iki piliç göresin…

Bu dönemin değinilmeden geçilmemesi gereken kısmı arabada bira içme sektörünün devreye girmesi tabi. O gün çıkılan seferin kadrosu arabaya biner binmez çözülmesi gereken ilk  konudur bira. Siyah poşet içinde gelir, tura neşe katar. Sağa sola dökülmemelidir ki arabayı pederin bulmak istediği gibi bırakabilelim… Litrelik Marmara vardı bira, hala var mı bilmiyorum. Torba içinde araba zeminine bırakınca çok fena köpürür o, niye öyleyse. Maazallah unutup zart diye açarsan arabayı birbirine katar. Ona dikkat edilmelidir, söylemeden geçmiş olmayalım.

Genelde, bu dönem bir kaza ile sonuçlanır. Kazaya müteakip, OHAL uygulamasına geçilir evde. Bir süre araba yüzü göremeyeceksindir. Neyse ki ehliyet almana çok bir vakit kalmamıştır.

 

Bir cevap yazın